Yenilenmek, keşfetmek, yenilenmek ve yeniden keşfetmek.....
Sedef Özkan’ı tanıyabilir miyiz?
1969 Ankara doğumluyum. Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Rus Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdim ama diğer yandan D.T.C.F. Ümit Kara Atelyesinde resim çalışmalarımı sürdürdüm. Moskova Puşkin Enstitisü’nden döndükten sonra iş yaşamım İstanbul’da devam etti. Ama edebiyat ve resim beni hiç bırakmadı.
Ne zaman yazmaya başladınız?
Okuma ve yazmayı öğrendiğimden beri! Bu gerçekten hayatımın keşfi oldu.
Bu kitabınızla ilgili neler söylemek istersiniz?
Benim için çok anlamlı her şeyden önce. İlk öykü kitabım. Ama uzun yıllardır yazdığım için en az on yıllık öyküler de var içinde. Birbirinden bağımsız öyküler. Ama baştan sona okunup bittiğinde okuyucuların duygu birliği yaşabileceklerini düşünüyorum.
Okuyucularınıza anlatacağınız başka hikayeleriniz var mı?
Elim kalem tuttukça her zaman!
Eleştiriye ne kadar açıksınız?
Yapıcı eleştiriye her zaman varım. Ama bazen eleştiri ya gereksiz övgü ya da yergi şeklinde gelişiyor. Geçenlerde en fazla 18 yaşında bir genç kızın şiirini yerden yere vuran bir eleştirmene gerçekten çok kızdım. Bu insanın şu anda yönlendirilmeye ihtiyacı var, zaten var olan eğitim sistemimiz edebiyattan o kadar soğutuyor ki gençleri, en azından edebiyat adına bir şeyler yapanların, gençlere karşı daha dikkatli olmaları gerekiyor.
Yeni bir kitap yazmaya başlamadan önce okurla aranızda bir bağ oluşuyor mu?
Doğrusu ben yazdıklarımı tamamladıktan sonra o bağın oluşmasını arzu ederim.
Sürekli edebiyat üretmek sizce yenilenmek midir?
Kesinlikle evet! Yenilenmek, keşfetmek, yenilenmek ve yeniden keşfetmek...
Hikayelerinizin kısa olmasının bir hikayesi var mı?
Aslında hikayelerimin hepsi çok kısa değil. Örneğin Yerini Bulamayan Çay Tabağı uzun bir hikaye. Ama hikayeyi çok seviyorum, yazmaktan da büyük keyif alıyorum. Hayatın içinden ama belki çok farketmediğimiz anlar birleşiyor; kısa, yoğun ve çarpıcı biçimde kağıda dökülüyor.
Hikayelerinizde büyük küçük ayrımı ya da simgeleme yapıyor musunuz?
Yazarken zaten böyle bir düşüncem olmuyor. Ama kitabı sonuçta okuyucu seçiyor. Her yaştan okuyucum olması beni mutlu eder.
Simgeler benim için çok önemli, doğal olarak yazarken simgeleme yapıyorum.
Sizin için vazgeçilmezleriniz var mıdır?
Elbette! Sevgiden, yazmaktan, resimden vazgeçemem. Eğer çantamda bir kitap yoksa huzursuz olurum.. Hele yolculuğa çıkmışsam fotoğraf makinem illa ki yerini alır.
Her yeni yazmaya başladığınız kitapta “dil kuralları” kullanıyor musunuz?
İmla benim için çok önemli. Ama bazen karaktere ve konuşma biçimine göre, kelimeleri sözlük dili dışında kullanmayı seviyorum; o zaman karakter daha sahici oluyor.
Ne zaman, nerede, nasıl yazıyorsunuz?
Bu hiç belli olmuyor. Bazen vapurda aklıma bir şeyler gelir, yazarım. Bazen birden uyanırım, kalkıp yazarım. Özel defterlerim vardır; onlara yazmak hoşuma gider.. Ama bazen acıklı bir şekilde küçük kağıtlar dolaşmaya başlar etrafta! Eskiden daktilo da kullanırdım, şimdi bilgisayarda toparlıyorum.
Okuyucularına gerçekte neleri öğütlersiniz?
Sonuçta ben de bir okuyucuyum. Hepimize her zaman daha iyi bir okuyucu olmak düşüyor; bu da Türk ve dünya yazınını daha iyi takip etmekten geçiyor. Hayat best seller’lardan ibaret değil, keşfedilecek daha çok şey var!
Hayatınızı bizim ve sitemizin ziyaretçileri için kısaca özetleyebilir misiniz?
Tutkusu yazı ve resim olan, herkes gibi çalışan, hayat mücadelesi veren biriyim.
Zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.
Ben de bana bu olanağı tanıdığınız için teşekkür ederim. Sizlerle tanışmak gerçekten çok güzel. Türkiye’de edebiyatın desteklenmesine büyük ihtiyaç var çünkü. Hele yeni bir yazarsanız ve reklam bütçelerine dahil değilseniz işiniz daha zor!
Sadık Yalsızuçanlar ile Röportaj
Yenilenmek, keşfetmek, yenilenmek ve yeniden keşfetmek.....
Kim kime “Düşman Değiliz” diye sesleniyor?
Öyle bir şey yapabildiysem kendimi mutlu sayarım
Yazmayı Seviyorum
|